RUN OF LEGENDS, ÇEŞME, ALAÇATI

Run of Legends Koşu Festivali; Türkiye’de ilk kez koşuldu ve 28 saatlik (230 km’lik) konsept yarış Extreme run, Ted İzmir Koleji Cumhuriyet Koşusu ve çocuklara özel Sütaş future runners yarışları ile birlikte life fitness wellness & fitness etkinliklerinden oluşacak şekilde unutulmaz bir spor deneyimi yaşatttı. Bu alanda emeği geçen başta Mehmet Çetin ve Beste Önal hocalarım olmak üzere tüm paydaşlara teşekkür ediyorum.

RUN OF LEGENDS çeşme ile ilgili görsel sonucu

Run of Legends Yaratıcıları: Mehmet Çetin ve Beste Önal

Run of Legends Koşu Festivali, 28 Ekim tarihinde Run of Legends Extreme Run isimli gündüzden geceye uzanan konsept bir bayrak yarışı ile başladı. Türkiye’de ilk kez koşulan bu yarış, ülkemizin önde gelen profesyonel ruhlu koşu gruplarının birbirleri ile yarıştığı, Çeşme, Karaburun, Urla yarımadalarını kapsayan 230 km’lik bir parkurda koşuldu

cesme26parkur

Bizlere eşsiz bir deneyim yaşatan ve yaklaşık 28 saat süren yarışta, her 10 km’de bir ekibimizden bir koşucu bayrağı diğer takım arkadaşına devretti.. Altışar kişilik 8 takımın birbirleri ile kıyasıya mücadele ettiği bu bayrak yarışı Alaçatı Hacımemiş’ten start aldı ve işte öyküsü:

cesme25

Ekip Arkadaşlarım: Ayşegül Gür, Onur Kargın, Göktuğ Uysal, Necip Caner, İbrahim Koyun ve Bendeniz Benhür Öncel

Bu yarış ile ilgili detayları duyduğumda oldukça ilgimi çektiğini söyeleyebilirim… NRC grubun’dan arkadaşlarım Necip Caner ve İbrahim Koyun bana yarışın  detaylarını anlattıktan sonra hiç düşünmeden evet dediğimi hatırlıyorum.. Hayat felsefem de; macera, zor olanı başarmak, heyecan, mücadele gibi motiflere yatkın olduğu için ‘tam bana göre ‘ bir yarış demiştim…  Yarış ile ilgili detay vermem gerekirse; 230 km ‘lik bir parkurda 8 kişilik koşu grupları (her grupta 6 koşucu )  gece gündüz demeden bayrağı en hızlı bir şekilde taşıyacak ve bitişe ilk ulaşan takım da 1. Olacaktı… 230km‘lik bir parkur olması sebebiyle grup koşucuları kendi aralarında parkuru bölüşerek yarışı koşacaklar yani her bir koşucu başına 40km bir mesafe denk düşücekti.  Yaklaşık 4 saatte bir değişim noktasında bayrağı teslim alan her koşucu ortalama 10km mesafede koşarak, 4 x10km etap ile kendilerine düşen mesafeyi bitirmeyi hedefleyeceklerdi. Eğer grup arkadaşlarımızdan rahatsızlanan ve yarışamayacak bir koşucu olursa gönüllü olarak grub’un diğer üyeleri o mesafeyi koşacaklardı.. Alaçatı’dan başlayan yarış Karaburun ‘dan devam ederek yeniden başlangıç noktasında son bulacaktı… Tüm koşu grupları start noktasında yerini alacak yaklaşık 3km mesafe ısınma temposunda mesafe yaparak koşacaklar ve ardından 1. Etap ‘ta her grubun belirlediği koşucular yerini alarak ilk 10k koşacaklardı…3km mesafenin bittiği yerde yarışçılar yarış için start alırken grubun diğer üyeleri servis araçlarına binerek bir sonraki mesafede bayrağı teslim almak için yarışçıdan önce gidip bekleyecekti… Tüm koşu gruplarının ayrı ayrı servisleri ve takip araçları olup her aracın üstünde her takımın isimleri ve logoları bulunmaktaydı ve tüm yarışçılar 24 saat süren bu yolculukta o servis aracından inmeyecek, serviste sırasını bekleyecek, gerekirse dinlenecek yani tam olarak araç içinde yaşamını sürdürecekti… Yarış ile ilgili detayları verdikten sonra bir koşucu gözüyle hem gördüklerimi hemde zorlu parkurda yarşırıken neler yaşadığımı anlatmak için heyecan içindeyim… Yarış için Bodrum’dan Çeşme’ye doğru yolculuk yaparken acaba neler olacak, bizi neler bekliyor ?’ gibi sorular kafamda uçuşurak Çeşme’ye Cumartesi sabah vakti vardım…

1. ETAP

Çeşme ‘nin havası oldukça güneşli insanı motive eden bir hava ile beni karşıladı.. NRC grubu ile buluşma noktasına gittiğimde heyecan biraz daha içimi kaplamıştı… Yarış öğlen saat 12:00’de Alaçatı merkezden başladı, 3km ısınma temposu ile servis araçlarına doğru koşarak efsanevi  run of legends yarışı için ilk adımlarımızı attık.. Tüm koşu grupları tek yürek aynı motivasyon ile çeşme halkını selamlayarak yarış startına doğru koştuk

RUN OF LEGENDS çeşme ile ilgili görsel sonucu

Yarış startına yaklaştığımızda servis araçları bizi bekliyordu grubumuzun ilk yarışçısı İbrahim Koyun idi.. Gerekli tezahürat ve motivasyonla yarışçıların startı verildikten sonra hızla servis araçlarımıza bindik koşan yarışçıların yanından bir sonraki check point ‘e doğru yol aldık.. Hava sabah güzel iken öğleden sonra karabulutlarla kaplanarak ‘yağmurun geleceği ‘sinyalini veriyordu… Heyecanla  geldiğimiz değişim yerinde ihtiyaçlarımı karşılamak üzere bir adet karavan diğer yarışçıların servisleri vardı… Katlanabilir sandalyeler ve minderler ile birlikte isteyenlerin ise  karavandan aldıkları sandiviç ve içecekler ile birlikte oturduğu paylaşımlarda bulundukları bir ortam vardı… Her koşu grubu birbirini tanıdığı için oldukça keyifli muhabbet ile her grup kendi yarışçısını beklemekte idi. Heyacanla beklerken, yarışın ilk etabını bitiren yarışçılar koşarak finiş noktasına  ulaştılar, tezahürat eşliğinde bayraklar 2. Koşacak olan yarışçıya teslim edildi… İbrahim Koyun ilk etap’ta gayet iyi bir süre ile grubumuzu temsil ederken 5. Sırada yarışı bitirdi ve bayrağını grubumuzun 2. Yarışçısı Ayşegül Gür’e teslim etti. Tabii bizler yine hızlıca servis aracına binip bir sonraki değişim noktasına gelmeyi hayal ederken, yarışı koşan arkadaşımızı camdan bağırarak motive ettikten sonra hızlıca bir sonraki değişim noktasına geldik.. Ayşegül kendinden emin koşusu ile emin adımlarla değişim noktasına ulaştıktan sonra 3. Yarışçımız Onur Kargın bayrağı teslim almayı bekliyordu.. Yarışı bitiren arkadaşlarımıza servis içinde bekleyen arkadaşlarımız gerek kıyafet değişimlerinden gerek besin takviyesinde yardımcı olarak dinlenmelerini sağlıyorlar herkes birbirini motive ediyordu.. Onur bacağında tenis ‘ten gelen bir sakatlığa rağmen 10k mesafeyi yokuşlara meydan okuyarak bayrağı 4. Yarışmacımız Göktuğ UYSAL‘a teslim etti… Göktuğ‘da düzenli antrenmanlara yeni başlamasına rağmen grubumuzun sinerjisi ile kendi etabının hakkını vererek koştu ve bayrağı bana teslim etti..

İlk etabımda yarış sıram 5. ‘ydi. Sıra bana gelinceye kadar baya bir fikir sahibi olmuştum parkurla ilgili. Herkese yetecek kadar yokuşlar vardı, yol trafiğe açıktı ve koştuğumuz parkurda köpekler, yaban domuzları önümüze çıkan riskler arasındaydı.. Bu parkurda yarışmak ve 4 etabıda başarıyla bitirmek herşeyden önce kendime olan özgüvenimi arttırdığını söyleyebilirim çünkü mücadele ederken yalnız başınızasınız öyle yollar bozyu tezahürat eden insan konvoyu yok, sadece arkanızda sizi takip eden bir araç güvenliğinizden ve motivasyonunuzdan sorumlu onun haricinde yolda doğa ile ve bilmediğiniz yollarda tek başınızasınız… Eğer ki olumsuz bir durumda takip aracına hemen binebiliyorsunuz ancak araçta sizinle birlikte durduğu için zamana karşı sürenizden çalmış oluyorsunuz… Takip aracında İsmail İleri ve Zeynepcan Özket ‘in olması Nrc grubu için büyük bir şans… Yol boyu nefesler tükenmeden motive ederek tezahürat edip isteğim müziği çalarak sessizce koştuğum o zorlu parkurda beni hiç yalnız bırakmadılar… Bu yarışa katılmadan önce Antrenörüm Adrian ile 4.25-4.45 arası bir pace ile etapları bitirmem konusunda hedef koymuştuk… Koşarken bırakın pace yapmayı acaba bitirebilcek miyim sorusu içimde vardı.. Çünkü koşucunun gücü kadar mental olarak da güçlü olması, değişen hava şartlarına uyum sağlaması oldukça önemliydi.. Ve herşeyden önce yarış aralarında dinlenmek, gıda takviyesi almak çok ama çok önemliydi, bir nevi kendi kendinin bakımını yapmak önem arz ediyordu…cesme23

İlk etabımı köpekler olmadan , yağışa yakalanmadan bitirdiğim için sevinçliydim… 10.700 metre oldukça yokuşlu koştuğum etapta 48.28 dk gelerek (4.32pace avarage ) başarıyla bayrağımı 6. Yarışçımız Necip Caner’e teslim ettim… Necip son zamanlarda göstermiş olduğu performanslarla gayet iyi sürelerde koşmuş bu yarıştada iyi koşacağından emindim ki grubumuzun en iyi sürelerde koşan yarışçısıydı.. Hepimizi motive etmek için hem uykusuz kalmıştı hemde koştuğu etapların hakkını vermişti…

2.Etap

Vakit ilerledikçe karanlık bastırıyor ve yağmur çişeliyordu beni asıl heyecanlandıran bu yarışın gece koşulacak etaplarıydı… Hayatımda ilk defa gece koşacaktım gerçi antrenman saatlerimde sabah 5.30-7.30 arasında olduğundan sabah karanlığında koştuğum için az çok fikir sahibiydim… İkinci etabım’ın saati gece 23.00’de denk gelmişti… Grubumun beni motive etmesiyle göktuğdan bayrağı teslim almayı beklerken ki süre kafamda geçmedi diyebilirim… Pace yapmak falan artık umrumda değildi sadece karanlıkta düşmeden , kaymadan sağ salim bitirmek aklımdaydı… Takip aracımız beni okadar yüreklendirdi ki onların açmış olduğu müzik ile karanlık resmen aydınlanıyordu sürekli iyimisin ? harika gidiyorsun şeklinde benimle konuşarak karanlıktan duyduğum endişeyi adeta yok ettiler.. Kendileri o saate kadar hiçbir şekilde uyumamış ve aralarında yoruldukları anda değişim yaparak aracı sürmeye devam ediyorlardı… Araç kullanan herkes bilir , yorulduktan sonra uyku haline gelmiş bedenin ne kadar zor araç kullanmaya devam etmek zorunda olduğunu ama bizim sinerjimiz okadar yüksekti ki tek yürek herkes bu mücadeleden başarıyla çıkmak istiyordu…  Yolda koşarken karanlıktan önümü hiç görümüyordum sadece takip aracının önümü aydınlattığı kadar görebilyordum yol trafiğe açık olduğundan önümden gelen araçların far ‘ları ile yol hakkında az çok fikir sahibi oluyordum… Önüme aniden çıkan yaban  domuzu ile küçük bir çığlık atarak takip aracına yönelsemde ismail ‘in sesi hala kulaklarımda ‘korkma benhür köpek değil yaban domuzu bişey yapmaz devam et’ ismail’in bu yorumu ile domuz çıkmasına bi an sevinir oldum J neyse tam gaz yarışa devam…  Bayrağımı Necip Caner’e teslim ederken yağış bastırmıştı ve şükürler olsun dedim yağmura yakalanmadım ama necip için üzüldüm çünkü grup yarışı olduğu için herkesin ruh hali , zaman karşı geldiği süre hepimizi ilgilendiriyordu…

DİNLENME ARALARINDAKİ HALİMİZ….

cesme27

Bu bölümü ayrı bir başlık altında yazmayı istedim, hikayelerin büyük çoğunluğu bu dinlenme aralarında oldu. Yarışı bitiren arkadaşlarımız için hemen karavandan sıcak yemek, içecek alıp yardımcı oluyorduk… Servis‘in içinde hepimizin getirdiği bavullar, foam roller’lar battaniyeler ve yastıklar mat’lar herşey vardı. Yarışı bitirdikten sonra insan ayaklarını uzatıp dinlenmek ister ama servis aracında bunu yapmak oldukça zor olduğundan tüm yarışçı arkadaşlarım yarı dinlenir, dinlenmez bir koltukta ayaklarını çekerek uyumaya çalıştı… Tuvalet ihtiyacımızda genel de karavan dolu olduğundan haliyle 48 kişiye tek karavan az geldiğinden biz ekip olarak çoğunlukla tabiata açıldık. Tam bir survivor ‘dık… Ben genelde yarış aralarında foam roller ile masaj yapıp yere uzandığımdan az da olsa dinlendim ama yemek konusunda bahtsızdım çünkü midem aşırı bulantı yaptığı için maalesef karavandan dağıtılan yiyecekleri yiyemedim.. sadece sıvı ile beslenerek, güçten düşmemek için protein tozu, protein bar yiyerek açlığı yatıştırmaya çalıştım… Bir koşucu için en önemli şey hele bir de yarışı varsa beslenmektir. Ben bunu tam anlamıyla yapamasamda motivasyonumun yüksekliğinden tüm gücümle yarıştım… Göktuğ 2. Etaptan sonra aniden ateşlenince onu dinlenmesi üzere araçta arkaya yatırdık, gerekli ilaç takiviyesinden sonra sürekli kontrol ediyorduk ama hali iyi görünmüyordu ona rağmen koşarım ben arkadaşlar bir deniyeyim demesi hepimizi güç verdi, tabiki arkadaşımızın hasta halinde koşmasına engel olarak yarış görevlilerine durumu bildirdik yerine koşacak olan İbrahim Koyun ‘nun adını verdik.. İbo için yarış mesafesi artık 50k olmuştu.. Daha sonra Onur Kargın ‘da dizinden rahatsızlanınca gönlümüz onada el vermedi ve yerine koşmak üzere Necip Caner’i görevlendirdik.. Arkadaşlarımız koşamasada yanımızda olduklarını, o rahatsızlıklarına rağmen ne kadar çok koşmak istediklerini dile getiriyorlardı ki onların bu isteği hepimize güç veriyordu… Yorulmayı, uykusuzluğu  unutan biz gecenin ilerleyen saatlerinde strateji ve taktiklerimizi konuşarak yarışı bitirmeyi konuşuyorduk….Gelelim grubumuzun cimcimesi Ayeşgül’e. Tüm etapları sağlıklı ve güçlü bir şekilde bitirdiği ve hepimize pozitif enerji verdiği için kendisine teşekkür ederiz… Necip ise aralarda hiç uyumadan baba şefkatiyle tüm yarışçıları motive ederek ayakta aç susuz ve uykusuz kendi yarışını düşünmeden herkesin imdatına koşarak hepimizin ihtiyaçlarına çözüm buldu kendisini grubun babası olarak ilan etmeden geçemeyeceğim… Herkesi az yada çok desteği inanılmazdı…

3.Etap

cesme22

Bu etap benim için tüm etapların en zorlusuydu… Saat sabaha karşı 04:00 ve yorgunluk uykusuzluk, açlık hat safada sadece duyduğum ses köpek sesi ve fırtınadan kaynaklı rüzgar sesi idi.  Soğukta sadece gözlerim’in açıkta kaldığı şekilde koşu kıyafetimi ayarlayıp bayrağı teslim almayı beklerken yine NRC grubu enerjik haliyle beni yüreklendirmeye devam ediyordu.. Yalnız koordinasyonu nasıl sağladınız kimin 10km koşacağı nerden belli karanlıkta kim kimi kontrol ediyordu diyenler için küçük bir bilgilendirme yapıyorum; Servis aracı bir sonraki değişim noktasına giderken koşulacak mesafeyi ölçüyor ve takip aracına konum bildiriyor, takip aracındaki arkadaşlarımızın bir görevide yarışan koşucuyu yönlendirmek olduğundan yol ile ilgili bilgi vererek o etabı bitirmesini sağlıyorlardı…

Bu etaba başlarken yol gayet düz ,ortam sakindi her ne kadar sabaha karşı saat 04.00 ‘te olsa hızlı koşacağımı düşünüyordum… takip aracından zeynep bana koşacağım yol’un 6.2 km olacağını belirtince mutluluğum daha çok arttı, oh be dedim az mesafe koşacağım.. Alabildiğine gücümün yettiği ölçüde bir gayret koştum… 6km ye yaklaşınca seslendim karşıda kimse yok beni bekleyen herhangi bir servis aracı ve finiş bayrakları yoktu her yer sessizdi.. Zeynep koordinasyonu yanlış bildirmişler senin daha 5 km daha mesafen var deyince işte orda yarışı bırakmak istedim.. Düm düz yolum bitmişti ve ben tüm nefesimle koşmuştum bir adım atcak halim yokken yaklaşık 4 km meğilli yokuş çıkarak toplamda 10.800 metre bir mesafe koşmuş oldum.. Son 1km nerdeyse 9 pace ile çıktığımı söyleyebilirim totalde ne kadar iyi geldiysem son km beni bitirdi. Yinede 4.51 pace ile bitirmeyi başardım… Karanlıkta koşmak eyvallah da hiç bir sokak lambasının olmaması önünü kesinlikle görmüyor olmanız yolların dar olması suratına vuran rüzgar psikolojik olarak beni ve tüm yarışan arkadaşlarımı etkilediğini söyleyebilirim… Bir yerden sonra sadece güç yerine mental dayanıklılık ile baş başa kalıyorsunuz içinizde ki ses ile mücadele de cabası… herşeye rağmen kendi kendimi motive ederek bu zorlu etabı geçtim… Bu etabı bitirmek benim için yarışın bitmesi demekti diğer etabım sabah saatlerine denk geliyordu yorgunluktan öte önümü görerek koşacağım sevinci vardı… bayrağı Necib’e teslim ettikten sonra servis aracına bindiğimde herkesin pili bitmiş bir koltukta yatıyordu, benim gürültümle ekip gözlerini açtı bana yiyecek takviyesinde bulunarak yardımcı oldular.. İbrahim’in enerjik tavırlarını hiç unutmuyorum sürekli ekibe doğru taktikler ve strateji vererek; hepimize pozitif  katkısı ile ekibin ayakta kalmasını sağladı hatta takım aracını kullanan şöförümüzün bile yarışa konsantre olduğunu görmek,  yol eğimini ve mesafeyi ölçerek takımı bilgilendirmesi, ve hatta yoldaki köpekleri doğru taktilerle uzaklaştırması takımın güvenliğini sağlamak konusunda ne denli başarılı  olduğunu ortaya koydu…Bu iş takım işiydi ve biz bir bütün olarak bu yarışa gönül vermiştik..

cesme30

Öyle anlar oldu ki çoğu koşucu arkadaşımız köpeklerin saldırısına uğramıştı bir tanesi takım arkadaşımız ibrahim Koyun tam gaz yokuş aşağı koşarken (3.20 pace ile )  bir anda yolun sağ tarafından 4-5 tane köpek havlayarak üzerine doğru koştu, ibrahim hızlıca takip aracına saklanıp kendini korumaya alsada takip aracı o anda kural gereği durmak zorunda ve durdu. Yarışın görevlileri olaya müdahale edip köpekleri kaçırınca arkadaşımız parkura ayak basıp o korkuyla yeniden mücadeleye başlayabildi.. Yarışın yapıldığı parkur coğrafi özellikleri açısından ıssız, bol rüzgarlı, kum fırtınalı, göz gözü görmeyen bir yol, ışıksız ancak kafa lambasının aydınlattığı kadar önünüzü gördüğünüz daha çok ormanlık alanların bol olduğu araçlardan çok yolda kamyonların geçtiği bir yer düşünün yazarken bile o sahneleri yaşadım.. Sevgili Mahmut CİNCİ ‘nin çekmiş olduğu bir resimde ‘Hiçliğin Ortasında ‘ ismini verdiği resmim anlatıklarımı destekler nitelikte 🙂 Resime koyulan isim oldukça manidar ve  ortamı anlatır…

cesme28

Bazı arkadaşlarımızın yol’u şaşırıp başka bir yola girmesi oldukça motivasyon kırıcı bir durumdu neyseki yarış kurallarında küçük bir değişikliğe gidilerek durum düzeltilmiş oldu… Tüm koşu takımlarının onayı alınarak 8. check point’te tüm takımların zamanına +32 dk süre eklenerek yarışçılarımız çıkmış oldu..Tüm takımların centilemenlik göstererek yanlış yola giren takımın diskalifye olma tehlikesinden kurtarmaları tam bir sporcu ahlakına yakışır bir davranış idi. Hiç bir koşu takımı  diskalifye olmadan finişi görmüş olduk.

4. Etap

cesme32

Ben böyle bir yarışa katılırken yanınıza almanız gereken önemli eşyalardan da bahsetmek istiyorum ;

Yastık, Battaniye, Mat, Ağrı Kesici, Mide bulantı hapı, Sporcu drink ve bar, reflektör, kafa lambası, yağmurluk, rüzgarlık, 4 adet kıyafet 4 adet ayakkabı.. 4 mevsime uygun yedek kıyafetler (kısa tayt, uzun tayt, içlik, kalf çorabı, eldiven vb)   terlik, kirlilerinizi koyacak bolca poşet, suda eriyen c vitamini, jel, batarya, araç kiti, el feneri, köpek savar sinayallerden, 4’ten fazla yedek iç çamasırı ve çorap, hazır sandviç, muz, elma bilumum sinidirimi kolay karbonhidratlar diye sıralayabilirim…

KENDİNİZ İLE İLGİLİ ÖĞRENMEK İSTEDİĞİNİZ HERŞEYİ 230KM ‘LİK MESAFEDE ÖĞRENEBİLİRSİNİZ

Böyle bir konsepte yer almak , bir insanın sınırları olmadığını test ettiği bu yarışta yer aldığım için çok mutluyum… Kendime olan güvenimin artması yanında mental olarak bir hayli güçlendiğimi söyleyebilirim…  Mücadele etmeyi,asla pes etmemeyi test etmek kendi dünyamda bana ayrı pencere açtı…

Tüm etapları hedefim içinde geldiğim için ayrıca mutluyum  1. etap 4.32 pace -2.etap  4.38 pace – 3. etap 4.51 pace – 4. etap 4.32 pace koşarak ortalamada 4.37 avarage pace ile 40 km mesafeyi koşmuş oldum…

NRC Grubun Head coach’u MEHMET ÇETİN ve Beste ÖNAL ‘ın önderliğinde yapılan bu organizasyon; Türkiyede bir ilki gerçekleştirerek hepimize hayatımızda hiç unutamayacağımız anılar kazandırdı diyebilirim..

Bu yarışın sponsoru olan tüm kurumlara da ayrıca teşekkürlerimi sunuyorum…

Her bir koşu  takımı rengiyle , coşkusuyla, enerjisiyle bu yarışa heyecan kattığı için cesaret gösterip yarışa katılarak bir ilke imza attıkları için , bu yarışa renk katarak güzel bir yarış olmalarını sağladıkları için katılan; Nike + Run clup , RUNDAMENTAL, Bu Kızlar Nereye Koşuyor, Snakes Team, Ankarunning, GoyGoy Runners, Spartan Run, Yüz Bin Koş takımlarına ve arka planda bizi destkeleyen tüm takip araçlarındaki gönüllüler ile birlikte herkese teşekkür ederim..

Seneye takım ruhu ile yarışacak ve böyle bir parkurda cesaretini ortaya koymak isteyen tüm koşu takımlarına açık… Kendim için söyliyim şimdiden çalışmaya başladım..

Yarışın kürsü yapan takımları 1.Yüz Bin Koş 2. Ankarunning 3. SpartanRun kendilerini bir kere daha alkışlıyorum…

Son Söz: Heyecan Olmadan Başarı Olmuyor.

WordPress.com. Tema: Viva Themes tarafından Soho.